24 Haziran 2009

0

kütüphanede

yine buraya geldim, yazmaya.

yine ilk yazdığım yere geldim.

yine en başa geldim.

yine sona geldim.

yine...

yine...

yine...

nice aşka geldim de geriye dönmedim. güya yolumdan dönmek istemedim. o gün için, belki de tek yazdığım, yazabildiğim yazıydı o. ve hayâl bile edemedim bir daha böyle bir şey yazacağımı.

pişmanlık vesikaları gibi geliyor artık; günah çıkarmaktan farksız...

bütün hayatım boyunca biriktirdiklerimi yine dökesim geliyor.

var daha zamanı...

sabret.

28 Mart 2009

0

perde

Ölüm:
Yaşamın ikiz kardeşi.
Kıskanır insanların
Umutlarını ve yüreklerini
Ve ölü'm ölene dek
Sürüp gidecek,
Kavganın ve barışın
Sevdaya dair bilmecesi.
Ölüm ki, bembeyaz güzellik,
Ama soğuk!
O yüzden çeker üstüne
Simsiyah perdeleri.
Ve insan - küçük kardeş -
Tutarken ölümün ve yaşamın,
Ellerine kenetlenmiş ellerini.
Toprak kokulu türküler
Ve masmavi şarkılar söylenmeli.
İnsan - hayalperest özgürlük -
Yaşamla ölüm arasında yürürken
Herşeye rağmen gülmesini bilmeli.

5.7.7 23.35 Edremit Yolu/Balıkesir

...

Barış Akarsu uçtuktan sonra, bir arkadaşımı teselli için yazmıştım bunu.

Karşıtlıkların aslında birbirinin ikiz kardeşi olduğunu da anlattım böylece.

Şimdi Muhsin Başkan da uçmağa vardı.

Başbuğ'la arası bozuktu, düşüncesi biraz daha farklıydı ama severdim kendisini. Ne de olsa bu dava için kendini feda edenlerdendi. Her şeyden önce insandı, insanı severdi, milletini en fazla.

Allah rahmet eylesin.

Gerçekten üzgünüm. Sayfayı da birkaç günlüğüne, anısıyla kapadım. Tasarımı da değiştirmek için fırsat olur hem.

Neden ölüme terkettiler? Helikopter nasıl düştü? Alperenler'in içindeki Ermeni düşmanları mı yaptı, yoksa siyasi oyunlar içinde üstü mü çizildi? Ergenekon diye diye bütün vatanseverler toplanırken, partisi küçük, yüreği büyük bu insana dokunamadıklarından mı böyle bir şeye giriştiler?

Komplo teorileri bol. Düşünsem daha da fazlasını üretirim. Ama bunlar önemli değil.

80 öncesinin son reislerinden, hatta Çatlı'dan bile üst mevkiide olmasına rağmen ortalık yatışınca milliyetçiliğin cia tarafından istismar edildiğini söyleyip, solculara karşı husumeti bitiren insanlardan biriydi aynı zamanda. Onun için, soru sormaktansa, hatırası yeter.

Yukarıdaki şiir, onu yad edebileceğim en doğru şiirimdi galiba. kendisinin "üşüyorum" şiiri kadar iyi mi, bilemem. yakın zamanda çok söylenecek bu "üşüyorum" şiiri, millete bazı gerçekleri açıklamak için, maraş'tan yozgat'a uçarken dağda, karların içinde kalarak ruhunu teslim eden bu büyük insan için.

mekanın cennet olsun, muhsin reis.

- bu bayrak yere düşmez, ölmedikçe "son kuzu". -

09 Mart 2009

3

azâde

en güzel yıllarımı
uzak yaşıyorum
betimlemelerden

kapalı bir kutuyum
anlamını unutan
yoksunum adreslerden

sesim yankılanmıyor artık
kafiyesiz yaşıyorum
bihaberim kimselerden

prangalardan kurtulmak
eskisi gibi kolay değil artık

azâdeyim gölgemden

14.1.9 8.34 Bursa

...

not : günceran, geri döndü. takdirinize...

09 Şubat 2009

3

fotoğraf

Kaç sene geçmiş üzerinden... Hayat, yanıbaşımızdan, su gibi akıp gidiyor...

Eski defterleri karıştırdım biraz. Birkaç şiir parçası, biraz kum, tanınmaz hale gelen birkaç sonbahar yaprağı, kalemler ve fotoğraflar...

Neden saklıyordum bu fotoğrafı? Hatırlamıyorum. Ben yokum fotoğrafta nedense... Ön tarafta, kendini göstermek ve "en iyi benim!" nidalarıyla birbirine giren birkaç kişi var. Bunlar yakın arkadaş... Kolayca, hemen yanlarındaki kızın önüne geçebilirler ama geçmiyorlar. Daha çok kendi aralarındaki bir şakalaşmadan ibaret. Bir de bunu, bu yaramazlıklarından çekenlere sorun...

Ortalarda kalanların yüzleri pek görünmüyor. Belki tek tek bakınca, diğerlerinden hatırlayanlar çıkacak. Ama sadece fotoğrafa bakanlar, onları pek çıkaramayacak.

Daha dikkatli bakıyorum resme. Evet! Onu görüyorum.

Ortada kalanların bile yüzleri görünmezken, takvimlere inat gülümsemesi ile en arkada duruyor. Gözlerinin içi gülüyor. Çocukluğunun kahkahalarını geleceğe taşıyor gözleri. Dişlerine diyecek yok. Nasıl göründüğüne aldırmadan, herşeye rağmen kocaman bir gülümsemesi var. O dişler dökülürken, kim bilir ne kadar ağrı çekmişti! Ama bütün o ağrılar hatırlanmayacak. Bu fotoğraf, onun gülümsemesini geleceğe taşıyacak.

Ne zaman gözyaşı dökerse, biliyor ki, fotoğraftaki küçük kız ağlıyor. Ne zaman yaşama sevincini kaybederse, fotoğraftaki küçük kızın gülümsemesini çalıyor, yok ediyor. Ne kadar süzülürse gözyaşları, o kadar dökülüyor yaşama sevinci yerlere.

Fotoğraftaki çocukların birkaçının ismini hatırlamıyor. Çoğunun yüzü bile silinmiş hafızasında. Kaldı ki, pek çoğu fotoğrafta bile çıkmamış, öndeki yaramaz artistler yüzünden.

Ama içlerinden bir tanesini çok iyi tanıyor.

...

Niye ben yokum bu fotoğrafta acaba? Acaba niye saklıyorum bu fotoğrafı eski defterlerin içinde? Daha dikkatli bakıyorum fotoğrafa.

Evet. Bu fotoğrafta ben yokum.

Ama bu fotoğraftaki biri, beni taşıyor gözlerindeki yaşama sevincinde.

9.2.8 6.38 Bursa

05 Şubat 2009

Feda'dan...

...
son kalesi de yıkıldı yalnızlığın
ve kimse kalmadı ayrılmak için
bırakabilsem bırakırım bedenimi
burda ateşlere atmak isterim
ruhumu özgür bırakmak için
gerekirse yârdan bile geçerim...
...

7.2.5

28 Ocak 2009

3

ayn-ı kainat

önceden bildiğim cevapları
söyleyemem, yorgunum, anla

senin isminin sokağından dönünce
başka isimdeki bir sevda sokağına
gözlerini gördüm peşim sıra arkamda
takip ettiler beni, gittiğim her adresi
içimde cengaver bir tevkif korkusu
ben "yakalayın" haykırdım, onlar sustu

bıraktım kendimi şehrin gürültüsüne
istemeden karıştım insanların arasına
sanki karışmadım, yuttu adeta beni
insanlar, kitaplar, kablolar evreni
içinde bir melankoli gezegeni
hava yok su yok bu ne şizofreni

asit gözleriyle bana baktı evren
eflatun rengi bulutlarda eridim
ben eskiden sarhoş biriydim
şimdi anladım, lakin geçti
şanslıydım, vardı sonsuzluğa bir biletim
şimdi anladım, lakin geçti

senin isminin gezegeninden giderken
başka isimdeki bir melankoli gezegenine
gözlerini gördüm peşim sıra arkamda
takip ettiler beni, gittiğim her galaksiyi
içimde kurdum gözlerine pusu
ben "yakalayın" haykırdım...

onlar sustu.

önceden bildiğim cevapları
söyleyemem, gözlerin var, anla.

28.1.9 1.41 Bursa
0

fanus

Kendime koyduğum yasakların dışına çıkınca kendime mi ihanet etmiş olurum?

Yoksa kendi isteklerimi yaptığım için kendimi mi bulmuş olurum?

Hayatımı başkasının ellerine teslim ettiğim için mi mutsuzum,

yoksa kendi ellerimden utandığım için mi başkasına teslim ediyorum kendimi?

Bu kadar meraklı olma soru sormaya...

Sonunda alacağın cevap koca bir sıfır : ve işte budur hayalini kurduğun dünya...

...

Gece uyumadan önce çiçeği fanusla örttüğünden emin ol.

Etiketler

BenCeraN theme by the Themes Boutique | Converted by Blogger Template Place. Supported by One-4-All.